Imdat

March 14, 2006

zonguldak günlüğü (1)

Filed under: daily blabla..

şehre girmeden geçtiğim 3 uzun tünelin ardından arkadaşım diyorki deniz var orda bi yerde ,çok yakında…bakıyorum ..gözlerim karadenizi arıyor karanlıkta…
ve anlıyorum ki karadeniz gerçekten kara bir denizmiş…
karanlık puslu ve kömür kokuları arasında kelime hazneme yeni bir kelime ekliyorum ‘lavuar’: kentin kömür taşıma kanallarını fransızlar yapmışlar,kelimede anlaşılacağı üzre fransızca…otogardan kent merkezine yürürken lavuarların altında yürüyoruz…kömür kokusu…sonsuz bir ufuk…karadeniz…
kentin coğrafik yapısı bana izmit şehir merkezini hatırlatıyor…küçücük bir kent merkezi ve hemen ardından yükselen tepelerde yerleşim merkezi …böyle kentlerde her ev deniz manzaralı oluyor diye düşünüyorum..
acaba istanbul kaç yüz yıl önce böyleydi??
her yerin adı karaelmas…her bulvarda bir anıt ve üzerinde yazılı isimler…bu kent kaç yiğit işçisini toprağa gömmek zorunda kalmış ne kadar acılar yaşamış…
etrafta dolaşırken gerçekten kaybolma şansım henüz olmadı…ama umutla beklemekteyim..
en keyif aldığım şeylerden birisi bir kenti sokaklarında kaybolarak, her deliğine girerek keşfetmek…
gecesini, gündüzünü, iş gününü, tatilini, ara dar sokaklarını, büyük caddelerini keşfetmek…hep yeni şeyler görmek, bulmak, fotoğraflamak yeni yüzlere gülümsemek, yeni yüzlerden gülücükler kopartmak…
galiba bu yüzden ben de göçer oldum…
mutluyum…yaşıyorum…çünkü keşfediyorum…

March 8, 2006

hayata dair pratik öneriler:

Filed under: daily blabla..

-asla taksi taksi şoförlerine güvenmeyin.(ya sizi kazıklarlar yada en ii ihtimalle sinirleriniz bozarlar)
-asla çok büyük şemsiyeler kullanmayın.(uçabilirsiniz ve başka kazalar yaşayabilirsiniz)
-asla kahve içerken başka şeylerle uğraşmayın.(küser ve dökülür…)
-asla hava durumu raporlarına güvenmeyin…

March 7, 2006

Filed under: daily blabla..

YAĞMUR GELİYORDU…(1)
görebiliyordum ağırlaşan bulutları..gri, sisli kenti daha da çekilmez bir griliğe sürüklüyorlardı. bense hava kararmadan kafamı sokacak, geceyi geçirecek bir sığınak bulmalıydım…biraz para, yemek,sigara, alkol ya da yaşamımı sürdürecek elzem şeyler şeyler işte..
kaldırım taşlarını aydınlatan ışık azaldıkça ben de adımlarımı hızlandırıyordum…
hızlı yürümeliydim..daha da hızlı..
tüm ara sokakları arşınlayıp caddeye çıkmaktan başka seçeneğim kalmayana kadar sürüklendim daracık sokaklarda…sonrası kalabalık, cadde..
caddelerden hep korkmuşumdur…hem kalabalık hem de tanınma riski oldukça yüksek…
ama bugün kamuflajım yerindeydi doğrusu…kimse beni tanıyamazdı…
kalablık beni, ben kalabalığı sürüklerken birden biri omuzuma elimi attı…

Filed under: daily blabla..


i’ve realised that this photo is my favorite…of all…






















Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by B A Khan