20 şubat…fransa düşleri
VE KADIN YENİLİR
bunu istemişmiydi, emin değil. ama şu an kafası karışık…sadece yenilgiyi sevmiyor ondan emin… ama savaşçı ruhlu da değil , bu da onun karmaşası,herkesin var ya bir sürü..
Ve kadın kızgındır…
ama öfkesini nereye yönelteceğini bilemez. bencillik yapmak ister ama insan bencillik yapacağını bilerek ‘bencillik’ yapamaz ki diye düşünür..farkındalık bazen kötüymüş, ‘bazen’ de bööle durumlarmış işte…der …
hem o böyle durumlarda ‘bazen’, yalnız kalmayı sevmez…paylaşmak için çıldırır…kurur…sonra bunu rasyonalize etme çabasına da girer: hepimiz sosyal hayvanlar değilmiyiz, der basitçe konuyu kapatır…kendi üzüntüsüyle yüzleşememecesine bahaneler bulur, bunun da farkındadır ama bahaneler bulmak onun hep yaptığı şeydir ya…alışıktır…hem bahanelere hem de unutmaya…alışmak da hayatta en korkunç şeydir diye düşünür birden…korkar…o da bu ‘en korkunç şeyi’ ne kadar çok yaptığını farkeder…onun yokluğuna 4 ay gibi kısa bi sürede alıştığını farkeder…bu ona acı verir…
taa derinlerde bir yerde bir boşluk vardır, ‘alışmakla’ bunu doldurmaya çabaladığını farkeder.çünkü der,hani bi arkadaşın da dediği gibi; kimsenin yeri doldurulamaz ya…herkes farklıdır ya…herkesin yeri ayrıdır ya…
sadece yanılsamalar vardır…yanılsarız çoğu zaman…
yanılsamalarımıza inandığımız kadar da yalan söylemiş oluruz kendimize…ve anlam yüklerken başkalarına…
ve yine kendine bakar…
‘ben’ bile diye yazamaz o…
kendini ‘o’diye tanımlar…
kendi ile bile arasına mesafe koyar…ne yapabilirim ki der…aslında yapabileceği şeyler vardır ama…
bir kere boşvermiştir o…